Medine savunucusu Türkkan Paşa anıldı...
13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
27 Şubat 2010 13:43
Sarıyer Ülkü Ocakları, Atatürk'ün "Daha sağlığında adını tarihe yazdıran kumandan" olarak nitelendirdiği, Fahrettin TÜRKKAN Paşa'nın Aşiyan'daki kabrini ziyaret etti...

Sarıyer Ülkü Ocakları'ndan Fahrettin Türkkan Paşa'nın kabrine ziyaret. Rumelihisarı Aşiyan mezarlığında bulunan Fahrettin TÜRKKAN paşanın kabrini ziyarete Sarıyer Ülkü Ocakları Başkanı Vedat ŞAHİN'in yanısıra, Sarıyerli Ülkücü gençler büyük rağbet gösterdi.  Peki Fahrettin Türkkan Paşa kimdir?


MEDİNE SAVUNUCUSU "FAHRETTİN TÜRKKAN PAŞA"

Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllardı; Akif merhumun, “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” dediği yıllar. Altı asır boyunca üç kıtaya gölge salan çınarın dalları birbiri ardınca çatırdamaya başlamıştı. “Hicâz-ı Mağfiretnişân”dan gelen haberler pek iç açıcı değildi. İngilizler’in büyük Arap krallığı vaadine inanan Şerif Hüseyin, Osmanlı’ya karşı milis kuvvetler toplamaya başlamıştı. Suriye’de 4. Ordu kumandan vekili sıfatıyla bulunan Fahreddin Paşa’dan, Medine’ye gitmesi, olup bitenleri incelemesi istendi. Paşa’nın Medine’ye varmasından 5 gün sonra (5 Haziran 1916) isyan başladı. Peygamber şehrinde bulunan yaklaşık 40 bin kişi; hasta askerler, memur ve subay aileleri ile yerli halktan bir kısmı, savunmayı güçleştirmesin diye Şam’a nakledildi. Paşa, Medine ulemasından fetva aldı, Ravza-i Mutahhara’da asırlar boyu gelen hediyelerden birikmiş muazzam ‘emânet hazinesi’ni trene yükledi ve İngilizlerin eline düşmesin diye İstanbul’a gönderdi.


Bugün Topkapı Sarayı’nın Hazine Dairesi’ni gezerken gördüğünüz adam boyu altın şamdanlar, yumruk büyüklüğünde zümrüt askılar, güvercin yumurtası kadar elmaslar hep bu kahraman askerin gayretiyle kurtulmuş emanetlerdir.


Nihayet Medine kuşatıldı. Sıkıntı dolu günler başlamıştı. Halk tahliye edildiği için Ravza-i Mutahhara’yı asker temizliyor, ezanları okuyor, siperlerde nöbeti yine onlar bekliyordu. Fahreddin Paşa, açlık çeken askerlerine çekirge yemeleri için talimatlar yayınladı. Çekirge yemenin sünnet olduğunu, çekirgenin faydalarını, bunlardan yapılacak yemeklerin tariflerini anlattı. Sayıyla dağıttığı hurmaların çekirdeklerini, hayvanlara yedirmek için geri toplattı. Günler böyle devam ederken Mondros Antlaşması imzalandı. Bütün imparatorluk coğrafyasındaki Osmanlı askeri silahını düşmana teslim etti, bir kişi hariç; Fahrettin Paşa, restini çekti: “Bu asker Medine’nin enkazı ve nihayet Ravza-i Mutahhara’nın yeşil türbesi altında kan ve ateşten dokunmuş bir kefenle gömülmedikçe, Medine-i Münevvere kalesinin burçlarından ve nihayet Mescid-i Saadet minareleriyle yeşil kubbesinden al sancağı alınmayacaktır. Allâhü Teâlâ bizimle beraberdir. Şefaatçimiz O’nun resûlü Peygamberimiz Efendimiz’dir.” Paşa, Sadrazamdan gelen emri, ‘padişah imzası yok’ diye dinlemedi. Padişahtan imza aldılar, “Hocam, sen ikna edersin.” deyip Adliye Nazırı Haydar Molla’yla gönderdiler; “Baskı altında imzalamıştır.” dedi, kabul etmedi. Ortada devlet kalmadığı halde, İngilizlere, hatta bütün dünyaya meydan okuyordu. Bütün dünya da gözlerini dikmiş, bu inanılmaz mücadeleyi seyrediyordu. Yapacak bir şey kalmadığında Fahreddin Paşa, yatağını-yorganını Peygamber’in (sas) kabri yanına serdirdi, içine girip oturdu; “O’nun şefaatine sığınıyoruz.” dedi. Fakat subayları kucaklayıp Paşa’yı otomobile koydular, teslim ettiler. 10 Ocak 1919 günü tarihin bu sayfasına da bir nokta koyulmuştu.



Peygamber âşığı bu kahraman askerin, Fahreddin Türkkan Paşa’nın kabri çok uzağımızda değil. Hazreti Fatih’in, mimarına "Bir güzelce hisar yapasın, Muhammed’in mührünü vurasın." diyerek inşa ettirdiği Rumelihisarı’nın gölgesinde yatıyor. Rumelihisarı’nın yanındaki Âşiyan Mezarlığı’na gidin, kapıdan dümdüz ilerleyin, karşınıza Fahrettin Paşa’nın ailesinin kabri çıkacaktır. 50 metre kadar daha ilerleyin, Paşa’nın kabri sağ tarafta, yamacın kenarında. Başında kitap sayfası şeklinde taşı bulunan mezara ulaşmak için, yoldan sağa doğru mezarların üzerinden atlamanız gerekebilir; olsun. Medine’nin Aziz Sakini’nin (sas) hatırına o kadarcık zahmeti çok görmeyin.



“Evlatlarım!

Bir söz verdik. ’Kutsal şehri isyancılara vermeyeceğiz’ diyerek. Elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Ta ki son mermi, son er ve son kana dek… Bu azim, bu kararlılık bize dayanma gücü verecektir. Bunu hiç unutmayın! Ümitsiz olmayınız.

Bakın, bayrağımıza iyi bakın. Herhangi bir bayrak değildir o. Şu an devletimizin düşen birçok kalesi var. Ele geçirilen birçok şehri var. Ama burası son kaledir. Devletimizin son direnme noktasıdır. Belki bizim bu gayretimiz diğerlerine de örnek olursa, her yerde ittifak etmiş düşmanlara, yedi düvele karşı koyarız!”


Fahrettin Paşa

************

Birinci Dünya Savaşı’nda askerimiz birçok cephede çarpıştı. Bu çarpışanlardan bazıları da Medine’deydi. Etrafları kuşatılmıştı. Yokluk içindeydiler. Ancak onlar ellerinden geleni sonuna dek yapmak için kararlı ve azimliydiler… Çamurlu su içtiler, hurma çekirdeklerinden ekmek yaptılar. En önemlisi çekirge yediler… Sadece düşmanla değil, açlıkla, susuzlukla ve sıcakla da çarpıştılar.



Mondros imzalanıyor, devlet teslim oluyor. Fakat o ne? Fahrettin Paşa Medine’de teslim olmayı reddediyor. Aylar boyu Arap-İngiliz kuşatmasına direniyor.



Haçlı-Müslüman işbirliği, Türk ordusuna karşı sürüp gidiyor.



İstanbul hükümeti, Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Haydar Molla’yı Medine’ye İngiliz zırhlısıyla gönderip, direnen Fahrettin Paşa’dan teslim olmasını istiyor. Paşa yine reddediyor. Verdiği yanıt hep aynı: "Ben Peygamberimizin mezarını bunlara bırakmam. Al bayrak burada dalgalanacak."



Dünya askerlik tarihinde böyle bir olay yaşanmadı. Devlet teslim olmuş, Fahrettin Paşa 3 ay daha Medine’de direniyor. İngilizler ve işbirlikçi Araplar, Medine’yi bir türlü ele geçiremiyor.



Ocak 1919. Sonunda olan oluyor. Bir sabah erken saatlerde Paşa, Peygamberimizin mezarında namaz kılarken, teslimden başka çıkar yol kalmadığını savunan bazı subaylar onun üzerine atılıp yaka paça yakalıyor.



Fahrettin Paşa, tabancasıyla kılıcını Peygamberimizin mezarına bırakıyor ve kuşatmacılara esir düşüyor.



Paşa bir süre Mısır’daki esir kamplarında kaldı. Sonra bütün yurtseverler gibi, İngilizler tarafından Malta Adası’na sürüldü. Esirliği boyunca çizmelerini ve üniformasını bir gün olsun üzerinden çıkarmadı.



2.5 yıl sonra serbest kalınca 1921 yılında İtalya-Almanya-Rusya-Batum-Kars yoluyla yurda girip vatan toprağını öptü ve Kazım Karabekir Paşa ordusuyla Batı cephesine gidip İstiklal Harbi’ne katıldı.



Ankara’da Mustafa Kemal Paşa, Fahrettin Paşa için "daha sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdırmış kumandanımızdır" dedi.



Çöl kaplanı ve Medine kahramanı olarak bilinen, düşmanlarının bile hayranlıkla söz ettiği Fahrettin Paşa, 1922 yılında Mustafa Kemal Paşa tarafından Afganistan’a, Kábil Büyükelçisi olarak atandı. Afganistan o yıllarda da bizim için çok önemli. Yeni rejimi tanıyan birkaç ülkeden biriydi.



Fahrettin Paşa sonraki yıllarda "Türkkan" soyadını aldı. Hakkında yazılmış iki nefis kitap var. İkisinin de adı "Medine Müdafaası". Birinin yazarı Paşa’nın personel subayı Naci Kaşif Kıcıman, öteki ise Medine’de Kızılay görevlisi Feridun Kandemir. Her ikisi de Medine’de Paşa ile birlikte görev yapmışlar.



Aradan yıllar geçiyor, Kandemir bir gün Fahrettin Paşa’ya İstanbul’da sokakta rastlıyor ve kendisinden, anılarını yazmasını istiyor. Yanıtını kitaptan aynen aktarıyorum: "Evladım, herkes vatana karşı borçlu olduğu vazifeyi yapar ve orada iş biter."



Fahrettin Türkkan, 1948 yılında vefat etti. Ebedi uykusunu İstanbul’da, Rumelihisarı Mezarlığı’nda uyuyor.



Fahrettin Paşa olayı, dünyada eşi olmayan bir ibret belgesidir. İngilizlerle para uğruna işbirliği yapan dindaşımız Arapların ihanetine uğrayan, devlet teslim olduğu halde Peygamberimizin mezarını onlara kaptırmamak için kelle koltukta, aç susuz direnen gerçek bir Müslüman’ın öyküsüdür.




Bu Haber Toplam 1479 Defa Okunmuştur
tebrikler
M Tosun
Başta Sarıyer Ülkü Ocakları başkanı Sn.Vedat Şahin olmak üzere tüm arkadaşları tarih büyüklerimize gösterdikleri vefadan dolayı kutlarım.
27/02/2010 22:59
reklam
SON DAKİKA
ÜYE GİRİŞİ
Video Haber
Yazarlar
Eyüp ODABAŞI
Eyüp ODABAŞI
İrfan TERZİ
İrfan TERZİ
Pror. Dr. ERTAN TEZCAN
Pror. Dr. ERTAN TEZCAN
Selçuk Kavaloğlu
Selçuk Kavaloğlu
Yaşar Ağsu
Yaşar Ağsu
Fecrihan İbrahimoğlu
Fecrihan İbrahimoğlu